ÇEVRESEL ETKENLER VE ENDOMETRİOZİS

Çevresel toksinler günümüzdeki en önemli sağlık sorunlarındandır. Maalesef bu toksinler, çevresel kirleticiler insanlar tarafından üretilmektedir. Bu toksinler gerek insanlara gerekse doğada hayvanlara geçebilir. Dolayısıyla da besin zincirinin içine katılmış olurlar. Anneden anne sütüyle bebeğe de geçmektedir. Sanayileşmenin en önemli olumsuz etkilerinden biridir. Şimdi sırasıyla bu çevresel etkenlerden bahsedeceğiz.

Çevresel Östrojenler

Endometriozis genel olarak östrojen varlığına ihtiyaç duyan bir hastalık olduğu için çevresel östrojenler risk faktörleri arasında sayılmaktadır. Bisphenol – A (BPA) plastik ve birçok reçinede kullanılan hormonal aktif bir kimyasaldır ve yiyecek ve içecek kaplarında varlığı gösterilmiştir. Ayrıca musluk sularında olası bulaş ve vücut sıvılarında varlığı gösterilmiştir. Deneysel olarak doğmamış farelerde BPA maruziyeti genital yollarda anatomik değişiklikler göstermiştir. Bu hormonlara maruziyet endometrial hücrelerin fonksiyonunda bozulma ve endometriozis oluşumuyla ilişkili bulunmuştur.

Çevresel Dioksinler ve Endometriozis

Birçok kanıt dioksin’in (Dioxin 2,3,7,8-tetrachlorodibenzo-p-dioxin [TCDD]) ve dioksin benzeri ürünlerin endometriozise neden olduğunu göstermektedir. Yapılan hayvan çalışmalarında dioksine maruziyet ile endometrizis gelişimi gösterilmiştir. Dibenzo-p-dioksin (PCDD) dibenzofuanlar (PCDF) ve bifeniller (PCBs)  dioksin ailesindendir ve endüstriyel süreçlerin istenmeyen yan ürünleri olarak karşımıza çıkmaktadırlar. İnfertil hastalarda, anne sütü dahil birçok üründe yüksek oranda dioksin saptanmıştır. Dolayısıyla birçok bebek dünyaya gözlerini açar açmaz.

Sonuç olarak günümüze kadar biriken kanıtlar bu toksinlerin bağışıklık ve endokrin sistemi bozarak, artmış östrojen üretimini ve progesteron’a azalmış cevabı sağlayarak kronik bir inflamasyon yaratıp endometriotik lezyonların ilerlemesine neden olduğunu düşünülmektedir.